SEDAT SEVER
Ankara Üni. Eğitim Bilimleri Fakültesi - Prof. Dr., ÇOGEM Müdürü
Çocuk merak duygusunu geliştirerek, düş ve düşünce serüvenleri içinde keşfetme isteğini ve girişimciliğini kullanarak öğrenir, mutlu olur. Bebeklik döneminden başlayarak nitelikli resimli kitaplardan yoksun bırakılmış çocuk, duyma ve düşünme sorumluluğu bastırılmış çocuktur. Çocukluk döneminin, en yararlı oyuncakları, en kalıcı arkadaşları, sanatçılar tarafından kurgulanmış resimli kitaplardır. Düşünen, duyarlı bireyler yetiştirebilmek için çocukların, 1 yaşından başlayarak sanatçılar tarafından yazılmış nitelikli kitaplarla tanıştırılması gerekir. Renk, çizgi ve sözcüklerin anlatım gücüyle yapılandırılan; duyuları ve beyni algılama sürecine yönelten masal, tekerleme, sayışmaca, öykü, bilmece gibi dilsel metinlerin; çocukların kendini, çevresini ve dünyayı tanıma ve anlama çabalarına, duygu ve düşünce gelişimlerine önemli katkılar sağlayacağı bilinmelidir.
Erken çocuklukta temel atılmalı
Okuma kültürü; yazılı kültür ürünleriyle iletişimi alışkanlığa dönüştürmüş, bu kültürün sunduklarını sınama, eleştirme yeterliği kazanmış; bilişim teknolojilerinden amaca uygun yararlanabilen bireylerin edindiği beceriler bütünü olarak tanımlanabilir. Bu kültürün temeli erken çocukluk döneminde atılır, ilk ve ortaokul döneminde yapılanır; ortaöğretim sürecinde de kalıcı davranışa dönüşür. Okuma kültürü edinmiş gençler, yetişkinler demokratik toplumların en fazla ihtiyaç duyduğu bireylerdir. Bunun için ailenin, okulun, çocuğun eğitiminden sorumlu tüm kurum ve kuruluşların bilinçli çabalarına ihtiyaç vardır.
Ülkemizin önümüzdeki yıllarda, eğitim sürecinde çözüme ulaştırması gereken temel sorunlarından biri, 3 yaşından başlayarak eğitime katılım oranını yüzde 70’lere çıkarmak, diğeri de bebeklik döneminden başlayarak çocukların kavramsal birikimlerini zenginleştirecek, onlar için nitelikli dilsel çevrelerin hazırlanması konusunda aileleri, toplumu bilgilendirecek, aydınlatacak projeleri yaşama geçirmek olmalıdır.
Çocukların anlama ve anlatma becerilerindeki gelişimin; onların duygu ve düşünce gelişimine ve okul başarılarına olumlu etkiler sağlayacağı; bunun, onların yetişkinlik dönemindeki becerilerinin niteliğinde de belirleyici olacağı söylenebilir.
Kişi başı kitap ortalaması 8.4
Uluslararası Yayıncılar Birliği (UYB) 2016 verilerine göre, Türkiye’de kişi başına 8.4 kitap düşmekte; Türkiye, yayın sektörleri arasında 11. sırada yer almaktadır. Elektronik kitap dahil Türkiye’de 2008 yılında 32 bin kitap basılmışken, 2014 yılında bu sayı 50 bini aşmıştır. TÜİK verilerine göre, basılı kitap sayısı her geçen gün artış göstermektedir. Buna karşın kitap okuma oranının yükselmediği, Türk insanının kitap okumaya sadece 1 dakika; TV izlemeye ortalama 6 saat, internete bağlanmaya da 3 saat harcadığı, ihtiyaç listesinde kitap okumanın 235. sırada yer aldığı belirtilmektedir. (UYB 2016 Raporu)
Kitap hediye etmiyoruz
En fazla kitap okuyan ülkelerin başında, yüzde 21 ile Fransa ve İngiltere bulunmaktadır. Bu ülkeleri yüzde 14 ile Japonya, yüzde 12 ile ABD’de , yüzde 9 ile İspanya izlemektedir. Türkiye’de ise oran binde birdir. (yüzde 00.1) Türkiye, okuma alışkanlığında, dünyada 86. sırada yer almaktadır. Dünyada kişi başına kitap harcaması 1.3 dolarken, Türkiye’de ise bu rakam 25 sent olarak saptanmıştır. Çocuklara kitap hediye edilmesi sıralamasında, Türkiye 180 ülke içerisinde 140. sırada yer almaktadır. (UYB 2016 Raporu)
Yeni bir eğitim anlayışı ihtiyacı
Ülkemizi bilim, sanat ve teknik alanında dünyanın gelişmiş ülkeleriyle yarışabilecek konuma getirebilmemiz için gençlerimizi, katma değeri yüksek üretim süreçlerinde başarılı kılacak bilgi ve becerilerle donatmamız gerekmektedir. Bu amaç için ülkemizin temel önceliği, okul ve toplumsal yaşamdaki başarının da temel bir belirleyeni olarak çocukların dil yeterliklerini geliştirecek, onların okuma kültürü edinmiş yurttaşlar olarak topluma katılmalarını sağlayacak bir eğitim anlayışını uygulamaya geçirmek olmalıdır.









