Ümraniye Belediyesi tarafından düzenlenen “15 Temmuz Darbe Girişimi Sonrası Uluslararası Çocuk ve Travma Sempozyumu”nda travmanın çocuklar, kadınlar ve toplum üzerindeki etkileri tartışıldı. Sempozyuma iki gün boyunca yurt dışı ve yurt içinden önemli akademisyenler ve uzmanlar katıldı. Çocukların yaşadığı travmalar ve yarattığı etkiler hakkında bilgiler veren Avustralya Katolik Üniversitesi’nde Monique Toohey, çocukların kendi duygularından önce ailelerini gözlemleyerek onların hislerine inandıklarını anlattı. Sempozyumun bir diğer konuğu, yine çocuk travmaları konusunda eğitimler veren ve “Anlatı terapisi” adlı çalışmasıyla tanınan Toronto Narrative Terapi Merkezi’nden Angel Yuen oldu. Yuen yaptığı konuşmada, “Çocuklar durumdan kaçmak için göreceli olarak güçsüz olsalar da yaşamlarındaki krizlere farklı yollarla her zaman cevap verirler” ifadelerine yer verdi. Marmara Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı “Medya ve Çocuk” başlıklı konuşmasında çocukların medyadan gelen mesajlara daha elştirel yaklaşabilmeleri için bilinçlendirilmeleri gerektiği hakkında ebeveynleri uyardı.
‘Ebeveynin sorumluluk alması acil bir ihtiyaç’
Yard. Doç. Dr. Kübra
Güran Yiğitbaşı (Marmara Üniversitesi): Medya ve Çocuk konusu, gerek medya, gerekse çocuk alanına ilişkin çalışmalar yapan uzmanların üzerinde önemle durduğu konulardan biridir. Bu önem, medyanın alıcılar üzerinde çeşitli yönler ve açılardan etkilerinin bulunduğu gerçeğinin yanı sıra çocuğun medya mesajları karşısında en savunmasız ve etkiye en açık kesim olarak kabul edilmesinden de kaynaklanmaktadır.
Günümüzde, çok çeşitli mecralardan akan, sınırsız medya içeriğine maruz kalan çocuklar için ebeveynlerin ve medya profesyonellerinin sorumluluk alması acil bir ihtiyaç
olarak görülmektedir. Ancak medyanın etkisi ve gücü gerçeğinden hareketle, çocuğa aşırı bir korumacılık ve yasaklarla yaklaşımda bulunmak
ile tamamen sınırsız bir medya
kullanım özgürlüğü tanımak iki
uç tutum olarak kabul edilmelidir.
Şahit oluyorlar
Öte yandan, çocukların maruz kaldıkları medya mesajlarına daha eleştirel yaklaşabilmeleri için onlara bilinç kazandırmak hem gerekli hem de uzun vadeli bir önlem olarak kabul edilmelidir. Zira, yetişkinlerin gözetimi ya da bilgisi dışında da pek çok şekilde çocukların medya kullanımı ve içeriklerine maruz kalması söz konusudur. Örneğin, aile içinde çocuklar kendilerine özgü ya da uygun olmadığı halde ebeveynleri izlerken televizyon haberi ve benzeri programlara şahit olabilmektedir. Buradan hareketle, çocukların medyadan, çevreden ya da toplumdan bir şekilde etkilendikleri yadsınamaz bir gerçektir. Günümüz dünyasında terör, istismar, çatışma, savaş ve göç gibi kriz durumlarından giderek daha çok kişi
ve toplum etkilenmektedir.
Analiz edilecek
Medya aracılığıyla, zaman ve mekan sınırı olmaksızın, krizler ve travmatik olaylara çok daha fazla tanık olunmaktadır. Dünyada ve Türkiye’de yaşanan toplumsal, siyasal ve kültürel olayların tüm toplum gibi çocuklar da doğal tanığıdır. Bu çalışmada, ülkemizde kısa bir zaman önce yaşanan 15 Temmuz darbe girişiminin çocuklara anlatımına yönelik içerikler ekseninde kullanılan dil ve söylem araştırılacaktır. Öte yandan, çocukların darbe girişimini nasıl anlamlandırdıkları ne şekilde tanımladıkları yine medya mesajları bağlamında analiz edilecektir.
Sonuç olarak, medyanın çocuk hedef kitleye yönelik söylemlerinin ile çocukların algı dünyasından süzülen mesajlar
karşılaştırılacaktır.”
‘Güvenceyi önce ailelerinde ararlar’
MonIque Toohey (Avustralya Katolik Üniversitesi): Çocuk sağlığı ve gelişimi, çevresinin tahmin edilebilir, güvenli ve sevgi dolu olması ile desteklenmesi sonucunda ruh sağlığı gelişimi için önem arz etmektedir. Şiddete maruz kalmak, örneğin çocukların ve ebeveynlerin darbe girişiminden dolayı doğrudan veya dolaylı olarak şiddete maruz kalması, AKUT stres ve travma sonrası stres bozukluğu semptomlarını tetiklemiş olabilir.
Birincil bakıcılar
Çocuklar, karabasan, enürezis (yatak ıslatma), kaygılı bağlılık, kendilerine veya sevdiklerine zarar geleceği hakkında gerçekdışı kaygılar gibi şekillerde birçok psiko-sosyal semptom sergileyebilirler. Ebeveynler darbenin kendileri ve ülkeleri için ne ifade ettiği konusunun ciddiyetiyle
başa çıkmakta zorlanırken,
istem dışı bir biçimde evlatlarının olumsuz psikolojik
tepkilerini fark etmeyebilirler.
Ebeveynler, çocuklarının değişimle başa çıkmasını desteklemek konusunda önemli bir rol oynamaktadırlar. Çocuklar güvenlik ve iyi olma hislerini birincil bakıcılarından alırlar. Ebeveynlerinin, abla/ağabeylerinin ve büyükanne/büyükbabalarının duygularını gözlemleyerek güvence ararlar. Bu gözlemlerden çıkardıkları sonuçlar; “Kötü şeyler oluyor, dünya kötü bir yer”den “Her şey iyi olacak, ben de iyi olacağıma” kadar değişebilir. Ebeveynlerin, çocuklarının yanında olumsuz duygular sergilemek konusunda duyarlı olmaları ve başa çıkma mekanizmalarının yalnızca modellenmeyip öğretilebildiğini unutmamaları gerekmektedir.
Bir afet veya kritik olay sonrasında psikolojik bakımın başarısından sorumlu birkaç grup vardır. Psikologlar, danışmanlar, okullar ve dini liderler ebeveyn ve çocuğun değişime uyum sağlamasını ve kriz sonrası iyileşmeyi desteklemekte önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle profesyonellerin krize, vekâleten travmaya (diğerlerinin hikâyelerini duymaya) ve Merhamet yorgunluğuna karşı potansiyel psikolojik tepkilerinin etkilerini göz önünde bulundurmaları da önemlidir.
‘Krize her zaman cevap verirler’
Angel Yuen (Toronto Narrative Therapy Centre): Anlatı terapisi, travmanın sonuçlarını yaşamış çocuklarla olan konuşmalarda iki katlı anlatım aramakla ilgilenir. Tanımlanacak bir travma hikâyesi ve her zaman gölgelerden çıkarılacak diğer hikâyeler vardır. Bunlar çocukların beceri ve bilgilerini, direnç ve değer davranışlarının hikâyelerini kapsar. Michael White, anlatı terapisinin geliştiricilerinden biri, umutla belirtir ki “Hiç kimse travmaya pasif bir alıcı değildir.”
Çocuklar, durumdan kaçmak için göreceli olarak güçsüz olsalar da, yaşamlarındaki krizlere her zaman cevap verirler. Kendilerini ve sevdiklerini rahat ettirmek ve korumak, travmanın etkilerini azaltmak ve güvenli yerler aramak için çeşitli yollarla cevap verirler. Anlatı terapisi konuşmalarında bulunarak çocukların hayatındaki beceri, değer ve önemli kimselerin hikâyelerini çıkarabiliriz. Daha da önemlisi, çocuklarla travmayla ilgili bu şekilde yapılan konuşmalar onları tekrar travmatize etmeye daha az ortam yaratmaktadır.
GÜNDEM
Yayınlanma: 09 Nisan 2017 - 10:31
Çocuk Travmayı Nasıl Atlatabilir?
15 Temmuz darbe girişimi sonrası Uluslararası Çocuk ve Travma Sempozyumu’nda uzmanlar ‘Çocuklar travmayı nasıl atlatır’ı da tartıştı. Uzmanların verdiği ortak bilgi ailelerin çocuklarının tepkilerini yakından takip etmesi yönünde
GÜNDEM
09 Nisan 2017 - 10:31
İlginizi Çekebilir







