Bu noktada Bursa’nın ve Türkiye’nin İlk ve Tek Çocuk Gazetesi olarak, çocuklarla hayvanlar arasındaki doğru iletişim nasıl olmalı, çocuklara hayvan sevgisi nasıl aşılanmalı, bir kedi ve köpek nelere ihtiyaç duyar şeklinde soruların cevaplarını Veteriner Hekim Ebru Yalçın’la yaptığımız röportajda aradık. Ebru Yalçın’la çocuklara hayvan sevgisini aşılamak için hazırladığı “Sevimli Patiler” oyununu konuştuk.
Sevimli Patiler fikri nasıl ortaya çıktı?
Son 15 yıldır Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi’nin Halkla İlişkiler Sorumluluğu’nu yürütüyorum. Bu zaman zarfında gerek çocukları hastanemizde gezdirerek gerekse okullara bizzat giderek hayvanları koruma, hayvan hakları, doğru iletişimin ipuçları konulu sayısız konferans verdim. Konu ile ilgili Tübitak ve birçok sosyal sorumluluk projelerim mevcut. Tüm bunları yaparken benim de öğrendiğim çocukların en hızlı ve en kolay şekilde oyun oynayarak öğrendikleri… Bu birikim sayesinde normalde sözlü olarak anlattığım tüm bilgileri ve belki de daha fazlasını bir kutu oyununa dönüştürme fikri oluştu. Ülkemizde kutu oyunu oynama alışkanlığı pek yok, oysa çocukların aileleri ile keyifli vakit geçirmeleri ve paylaşımları arttırmanın bir yolu bu aslında…
Neden bir kitap yazmak yerine oyun üretmeyi düşündünüz?
Günümüzde çocuklar için sayısız kitap seçeneği var, bu kadar yoğun bir trafikte tüm bunları bir kitapla anlatmak belki biraz sıkıcı olur diye düşündüm ve oyun haline getirmeyi hayal ettim. Bunu yapmak kolay olmadı ve yaklaık 4 yılımı aldı ancak sonunda Akıl Oyunları Akademisi sayesinde bu oyunu hayal olmaktan çıkardık.
Çocuklara hayvan sevgisini aşılamak noktasında bu oyunun ne gibi katkıları olacağını düşünüyorsunuz?
Her çocuğun hayali aslında birlikte büyüyebileceği bir hayvan… Ancak aileler biraz korktukları biraz da bakımı zor bulmaları nedeni ile çocukları bu güzel arkadaşlıktan mahrum bırakıyorlar ya da tam tersi hiçbir araştırma yapmadan ve kendileri için uygun olup olmadığını bilmeden bir hayvan edinip kısa süre sonra sokağa ya da barınağa bırakıyorlar. Bu oyun aslında çocuklarla birlikte büyükleri de eğiten bir oyun… Bir kedi ya da köpekle beraber yaşamaya başlamadan önce dostumuzun ihtiyaçları ve yaşam şekli konusunda bilgi edinmemiz gerekli yoksa maalesef hem hayvanlar hem de çocuklar için üzücü sonuçlar ortaya çıkabiliyor ve her iki tarafın da kalbi kırılıyor.
Sevimli Patilere, çocukların ilgisi hangi aşamada?
Çocuklar oyunu çok sevdi. Normalde 7 yaş üstü olmasına rağmen bir büyük eşliğinde daha küçük yaş grupları da büyük bir sevinç ve heyecanla oyunu oynuyorlar. Çocuklar oyunu oynarken hem çok şey öğrendiklerini hem de eğlendiklerini ifade etmekteler… Bir yandan oyun kartları ile oyun tablasındaki yönergeleri takip ederken diğer yandan bilgi kartları ile birçok yeni bilgi öğreniyorlar. Bir kedi ve köpeğin mama kabı olması, taranması, sevilmesi, aşılarının yapılması, belli aralıklarla iç ve dış parazitleri için ilaçlar verilmesi gerektiği, hastalıkları ile birlikte psikolojik sorunları da olabileceğini, barınaklara yardım etmek ve sahiplenmenin doğru bir davranış olduğunu öğreniyorlar. Annesiz bir yavru kedi ya da köpek bulduklarında ne yapmaları gerektiği, bir köpekle karşılaştıklarında nasıl doğru iletişim kurabileceklerini, hayvanların yaralanmamaları için hangi önlemleri almaları gerektiğini, kısaca bir kedi ve köpeğin hayatı boyunca neye ihtiyaç duyduğunu anlamaya, hissetmeye ve kalpleri ısıtmayı sağlayan bir araç bu oyun aslında…
Çocuklar ile hayvanlar arasındaki iletişim hangi yaşlarda ve nasıl başlamalı?
Böyle bir alt ve üst sınır yok aslında… Ne kadar erken o kadar iyi… Henüz anne karnındayken bile hayvanların bebekleri, onların da hayvanları hissedebildikleri bilinen bir gerçek… Bir hayvan dostla beraber büyüyen çocuğun empati duygusu gelişiyor, karşısındaki başka bir canlıyı sevme ve herşeyden önce isteklerine saygı duymayı öğreniyor. Hayvanla büyüyen çocuklar daha sosyal, sorumluluk sahibi ve sevgi dolu büyüyorlar. Çocuk doktorları birçok alerji ve immunolojik hastalığın hayvanla birlikte büyüyen çocuklarda oluşmadığını söylüyorlar. Aşı ve antiparaziter gibi gerekli sağlık önlemleri alındığında bir sorunun çıkma ihtimali çok az…
Hayvan haklarını korumak için yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?
Hayvan haklarının korunması, insanların bu konuda bilinçlendirilmesi tüm veteriner hekimlerin görevi aslında… Ben de bu konuda üzerime düşeni yapmaya çalışıyorum. Onbeş yılda yaklaşık 30.000 çocukla hayvan haklarını konuştuk. ‘Hayvan dostlarımızla daha güzel bir yaşama merhaba’ adında bir Tübitak Projesi’ni dezavantajlı çocukların katılımı ile gerçekleştirdik. Fakültemiz olarak birçok sivil toplum kuruluşu ile ortak projelerimiz, ilköğretim ve liselerle devam eden çalışmalarımız mevcut. Sokakta yaşayan kedi ve köpekler için barınak yapımı, kuş evleri, hayvan hakları temalı afiş çalışmaları, diğer fakülteler ile birlikte resim sergileri hazırlıyoruz. Fakültemizde Hayvanları Koruma Haftası çerçevesinde düzenlediğimiz bir konferansta ‘Hayvan hakları için sosyal farkındalık yaratma’ konulu bir konuşmam vardı. Bunun dışında hayvanlarda davranış problemleri konusunda çalıştığım için meslektaşlarıma ve Veteriner Fakültesi öğrencilerine de kurslarımız olmakta… Ekim başında Yalova Belediyesi’nin veteriner hekim, barınak çalışanları ve gönüllüleri için hazırlanan bir dizi konuşmaya katıldım.
Hayvanlarla olan doğru iletişimin çocukların kişisel gelişimine etkileri nelerdir?
Hayvanlarla birlikte büyüyen çocuğun empati duygusu, çevre bilinci ve insan dahil tüm canlılara saygısı daha da muhteşem şekilde gelişiyor. Başka bir canlının sorumluluğunu almayı öğreniyor ve onun beslenmesine, sağlığına dikkat ediyor. Gezdirirken ve oynarken daha çok hareket ediyor. Derslerine dikkatini toplaması kolaylaşıyor ve herşeyden çok başka bir canlı için fedakarlık etmeyi öğreniyor, emek veriyor. Hal böyle olunca da daha duyarlı ve özel bireyler yetişiyor.
Çocuklara hayvan sevgisini aşılamak için sizce ne gibi çalışmalar yapılabilir?
Bizim en çok zorlandığımız konu çocuklar değil, büyükler… O kadar çok öğrenilmiş ve yersiz korkuları var ki… Tüm çocuklar doğuştan hayvansever aslında, biz onları önyargılarımızla zehirliyoruz. Birçok insan, hayvanların tüylerinin yutulduğunda kist yapacağına inanıyor oysa ki bu kiste sebep olan tüyün üzerindeki bir parazitin yumurtası ve kedi ve köpeğin antiparaziter ilaçlarını düzenli şekilde verdiğinizde bu risk tamamen yokoluyor. Aynı risk yıkanmadan yenen tüm meyve, sebzelerde de var aslında… Aşılarını düzenli yaptırır, gözetim dışı bırakılmazlarsa gerek insan gerekse hayvan açısından riskler azalıyor. O yüzden önce büyükleri, sonra çocukları bilinçlendirmeyi seçiyoruz. Diğer yandan hayvan korkusu olan ebeveynler özellikle de anneler, çocuklarında da bu korku olmasın diye küçük yaşta hayvanla tanıştırmayı istiyor. Bu güzel bir gelişme ve yersiz korkuları bir sonraki nesle bulaştırmamak adına umut verici…
İlkokullarda ‘Hayvanları Koruma Haftası’ kapsamına sıkışmış olan hayvan sevgisini daha geniş kitlelere yaymalı ve çocukların bu konuda yaratıcı fikirlerine olanak vermeli ve çocuklar mümkün olduğunca sağlıklı hayvanlarla temas ettirilmeli…
Doç.Dr. Ebru Yalçın kimdir?
Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları AD Öğretim Üyesiyim. Türkiye’de oldukça yeni bir konu olan hayvanların davranış problemleri konusunda ülkemizdeki ilk doktora çalışmasını 2004 yılında tamamladıktan sonra ağırlıklı olarak bu konuda çalışmaya devam ettim. Davranış Bozuklukları Kliniği sorumlusuyum. Aynı zamanda U.Ü. Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi Halkla İlişkiler Sorumluluğu’nu yürütüyorum. Konumla ilgili çok sayıda bilimsel makale, kongre tebliği ve projelerim mevcut… Tabii tüm bunların yanında evliyim, Begüm adında güzeller güzeli bir kızım var, tabii bir de yakışıklı oğlum Bambam ☺









