Koronavirüs sürecinde hissettiğimiz endişeler, korkular ve ruh halındeki değişimler çok aşırıya kaçmayacak boyuttaysa gayet “normaldir” çünkü vücudumuz savunma mekanizmasını faaliyete geçiriyor ve kendini koruma altına alıyor. Endişeyi, panik yapmadan kabul etmek uygundur hatta bu endişe hastalık riskini azaltan önlemlerin alınmasını sağlar.Koronavirüs çocuk psikolojisini nasıl etkiliyor?
Stresli durumlara nasıl tepki verileceğini bilemeyen çocukların en güzel rehberi ilk olarak ebeveynleridir. Özellikle küçük yaşlarda çocuğu olan aileler, çocukların içinde bulunduğu virüs sürecinin farkına varamayacağını düşünseler de çocuklar çevrelerindeki değişimleri özellikle de ailelerinin davranışlarındaki ve ruh hallerindeki değişimleri hisseder ve çok net bir şekilde gözlemlerler. Bu gözlem sonucunda çocuklar anne ve babasını rol model alıp yaşantılarına yansıtır. Anne ve babalar eğer çok kaygılıysa, virus günlük yaşantılarını aşırı derecede etkiliyorsa ve alınan önlemlere abartılı yaklaşıyorsa, çocuk da ne görüyorsa onu hafızasına alıp faaliyete geçirecektir. Yani anne ve babanın önce kendi kaygısını kontrol altına alması daha güzel sonuçlara yönlendirir. Ebeveynler çocuklarını virüs hakkında gereğinden fazla haber ve bilgiye maruz bırakmamalıdır. Tamamen önemsiz bir durum gibi de yansıtmamalıdır yani her durumu dozunda yaşayıp, yaşatmalıdırlar. Kaygılı ve sürekli panik ortamında yetişen çocukların gelişimleri de bu noktada oldukça zarar görecektir. Kaygı ve panik, çocuklarda psikolojik birçok raharsızlığın alt yapısını hazırlayıp kişiliklerinde ve olgunlaşma dönemlerinde olumsuz yönde etki gösterecektir.
Çocuklara bu süreci nasıl aktarmalıyız?
-Çocuklara verimli bir şekilde virüsü önleyici tedbirleri öğretmeliyiz.
-Alınması gereken tedbirleri uygulayarak göstermeli ve ebeveynler olarak bu tedbirlere sadık kalmalıyız.
-Eğlenceli ve akılda kalıcı olması için ellerini yıkarken şarkı söyleyebilir, bilmece tarzında oyunlar oynatıp yeteri kadar ellerini yıkadığından emin olabiliriz.
-Görselleştirme için kukla tarzında oyunlarla somutlaştırıp üzerinde daha kolay ve öğretici konuşabilirsiniz.
- Onlarla korkuları hakkında açıkça konuşabilirsiniz. Konuşurken dürüst olup onların anlayacağı dili kullanmalısınız.
-Enfeksiyon ve riskleri hakkında bilgi verebilirsiniz. Grip gibi bir tür hastalık olduğunu belirtmek kaygıyı azaltmaya yardımcı olabilir.
-Sosyal mesafe kuralı olsa bile duyguların her zaman daha yakın olduğunu belirtip onlarla bağınızı hep sıcak tutmalısınız ki korku düzeyleri düşebilsin.
-Sizlere bu dönemde her zamankinden çok daha fazla soru yönelteceklerdir çünkü belirsizlikleri onlar daha zor anlamlandırır. Bu esnada sorularının her birini eksiksiz ve anlaşılır bir şekilde yanıtlamalısınız ki akıllarında soru işareti kalmamalı.
Normalleşme sürecinde ise çocuklara alınan tedbirleri bırakmadan yaşantılarına devam edecekleri öğretilmeli. Virüsün hala hayatlarının içinde var olduğunu ve bu tedbirler sayesinde korunacaklarını bilmeliler. Yaşantılarına kaygıdan uzak önlemler alarak devam etmeliler. Aslında bu kaygının da normal olduğunu onlara söyleyebilirsiniz. Çocuk kendini çaresiz hissetmemeli, durumu kendi dünyasında daha çok büyütmesine müsaade edilmemelidir. Eğer bu kaygının her birey ve özellikle çocuklar için şiddeti ve süresi artarsa muhakkak bir psikologdan destek alınmalıdır.
Stresli durumlara nasıl tepki verileceğini bilemeyen çocukların en güzel rehberi ilk olarak ebeveynleridir. Özellikle küçük yaşlarda çocuğu olan aileler, çocukların içinde bulunduğu virüs sürecinin farkına varamayacağını düşünseler de çocuklar çevrelerindeki değişimleri özellikle de ailelerinin davranışlarındaki ve ruh hallerindeki değişimleri hisseder ve çok net bir şekilde gözlemlerler. Bu gözlem sonucunda çocuklar anne ve babasını rol model alıp yaşantılarına yansıtır. Anne ve babalar eğer çok kaygılıysa, virus günlük yaşantılarını aşırı derecede etkiliyorsa ve alınan önlemlere abartılı yaklaşıyorsa, çocuk da ne görüyorsa onu hafızasına alıp faaliyete geçirecektir. Yani anne ve babanın önce kendi kaygısını kontrol altına alması daha güzel sonuçlara yönlendirir. Ebeveynler çocuklarını virüs hakkında gereğinden fazla haber ve bilgiye maruz bırakmamalıdır. Tamamen önemsiz bir durum gibi de yansıtmamalıdır yani her durumu dozunda yaşayıp, yaşatmalıdırlar. Kaygılı ve sürekli panik ortamında yetişen çocukların gelişimleri de bu noktada oldukça zarar görecektir. Kaygı ve panik, çocuklarda psikolojik birçok raharsızlığın alt yapısını hazırlayıp kişiliklerinde ve olgunlaşma dönemlerinde olumsuz yönde etki gösterecektir.
Çocuklara bu süreci nasıl aktarmalıyız?
-Çocuklara verimli bir şekilde virüsü önleyici tedbirleri öğretmeliyiz.
-Alınması gereken tedbirleri uygulayarak göstermeli ve ebeveynler olarak bu tedbirlere sadık kalmalıyız.
-Eğlenceli ve akılda kalıcı olması için ellerini yıkarken şarkı söyleyebilir, bilmece tarzında oyunlar oynatıp yeteri kadar ellerini yıkadığından emin olabiliriz.
-Görselleştirme için kukla tarzında oyunlarla somutlaştırıp üzerinde daha kolay ve öğretici konuşabilirsiniz.
- Onlarla korkuları hakkında açıkça konuşabilirsiniz. Konuşurken dürüst olup onların anlayacağı dili kullanmalısınız.
-Enfeksiyon ve riskleri hakkında bilgi verebilirsiniz. Grip gibi bir tür hastalık olduğunu belirtmek kaygıyı azaltmaya yardımcı olabilir.
-Sosyal mesafe kuralı olsa bile duyguların her zaman daha yakın olduğunu belirtip onlarla bağınızı hep sıcak tutmalısınız ki korku düzeyleri düşebilsin.
-Sizlere bu dönemde her zamankinden çok daha fazla soru yönelteceklerdir çünkü belirsizlikleri onlar daha zor anlamlandırır. Bu esnada sorularının her birini eksiksiz ve anlaşılır bir şekilde yanıtlamalısınız ki akıllarında soru işareti kalmamalı.
Normalleşme sürecinde ise çocuklara alınan tedbirleri bırakmadan yaşantılarına devam edecekleri öğretilmeli. Virüsün hala hayatlarının içinde var olduğunu ve bu tedbirler sayesinde korunacaklarını bilmeliler. Yaşantılarına kaygıdan uzak önlemler alarak devam etmeliler. Aslında bu kaygının da normal olduğunu onlara söyleyebilirsiniz. Çocuk kendini çaresiz hissetmemeli, durumu kendi dünyasında daha çok büyütmesine müsaade edilmemelidir. Eğer bu kaygının her birey ve özellikle çocuklar için şiddeti ve süresi artarsa muhakkak bir psikologdan destek alınmalıdır.









