60 saniye düşünün

•    Hala düşünmeye vaktiniz var; ‘Cep telefonunu alırsam nasıl bir ceza olur? Bu çocuk iyice hırçınlaşabilir. Geçen ay aldım üç gün küstü” diye kendi kendinizle konuşun. Ne yapmalısınız? Kendinize düşünmek için zaman tanıyın. Çok daha sağlıklı bir karar vereceğinizden emin olun.
•    Ama eğer onun cezasını hemen verirseniz o anda ağzınıza geleni söylerseniz; çocuğunuz için bu yaptıklarınız hiçbir anlam ifade etmez. Bu nedenle çocuklarınızı hemen cezalandırmayın; çünkü sıradanlaşıyor.

Evler etüt merkezine döndü

•    Ölünceye kadar dürüstçe çocuğunuzun yanında durun. Yanlış da yapsa ‘sanırım ben de senin yaşlarında olsam aynı şeyi yapardım’ deyin. Çünkü siz çocuğunuza sadece anne ve baba olamıyorsanız; çocuğunuzun öğretmeni, hakimi, yargıcı, gardiyanı, polisi, jandarması oluyorsanız; o çocuğunuz annesiz babasız demektir!
•    Unutmayın; çocuğun yüz tane öğretmeni ama  bir tane annesi var. Ama anne ve babalar bunu unutuyor. O sığınılacak muhteşem liman olan ev de maalesef etüt merkezi oluyor. Biz çocuklarımıza çok büyük bir hata yapıyoruz. Odaya kapatıyoruz. Bir çocuğun ömrü bir odada, özel hoca, özel ders, dershanelerde geçiyor. Oysa eğitim sistemi onları zaten yeterince zorluyor. Sizin yapacağınız evde huzurlu bir anne baba enerjisi yaratmak.

Erkenden herşeyi tüketiyorlar

•    Şimdiki çocukların özel odaları, televizyonları, bilgisayarları var. Bu kadar büyük imkanlar sunulunca çocukların mutlu ve huzurlu olmalarını bekliyoruz. Ama yeni nesil maalesef mutsuz ve sıkıntılı.
•    Mutsuz olmalarının en önemli nedeni; birçok şeyi erkenden tüketiyor olmaları. Henüz 1.5 yaşındaki çocuk cep telefonundan video çekebiliyor ve izleyebiliyor. Bu çocuk 13 yaşında ne yapacak?

Köydeki çocuklarda takıntı yok

•    Burada çare çocuğu teknolojiden uzak tutmak değil. Çözüm yolu; çocuğu nasıl seveceğinizi ve ona nasıl yaklaşacağınızı bilmek. Çocuğunuzu; anneniz ve babanız yani anneanne ve babaanne usulü sevin.
•    Yaptığım araştırmalarda şunu gördüm; köyden ve kırsaldan gelen çocuklar daha rahat ve huzurlu. Obsesyon yani takıntı yok onlarda. Çünkü anne kaygılı değil. Çocuklarda hastalık hastalığı hiç yok. Yere düşen ekmeği alıp üflüyor ve yiyebiliyor. Ama şehirdeki çocukların biberonları kaynatılmaktan aşındı. Köydeki çocuk merdiven çıkmayı düşerek, şehirdeki çocuk törenle öğreniyor.

Perişan anneyi oynayın

•    Çocuğunuza karşı kullandığınız dil ve yaklaşım da çok önemli. Çocuğunuzla çok sıkıntı yaşıyor, çok didişiyorsanız; ‘sanırım ben bu işi yapamıyorum, ben seni anlayamıyorum, bana yardımcı olur musun, nasıl davranmamı istiyorsun’ deyin. Bunu da sert bir dille söylemeyin; hatta perişan ve zavallıymış gibi davranın, biraz mazlum olun. Çocuğa sert yaklaşırsanız onu kazanamazsınız.

Odasını toplayan ergen obsesiftir

•    Ailelerin en çok şikayet ettiği konulardan biri de çocuğun odasını toplamaması. Ben de diyorum ki; “Eğer 14-20 yaş arasındaki bir ergen odasını benim gibi topluyorsa obsesiftir, bana getirin.”  Çünkü ergenlik bedensel, zihinsel, sosyal, ruhsal dağınıklıktır. Ben çocuğum ergenlik dönemindeyken odasını topluyordum. Sonra da not yazıyordum; ‘Odan tertemiz, akşam istediğin gibi bozabilirsin. Senin annen bir kahraman.’ Lütfen bazen çocuklarınızla yazışın.
•    Çocuklarınızın bir robot olmadığını unutmayın! Atıyoruz odasına ‘Dersini çalış, iki saat sonra yemek vakti sofraya gel’ diyoruz. Halbuki onun yerine şöyle demelisiniz; ‘Yavrucuğum yemeğin saat üçte. Dinlenmek isteyebilirsin, ona göre planlamanı yapabilirsin.’

Özel hoca ders verir yürek değil


•    Çocuklarınız ders çalışırken yanında olabilirsiniz. Kitabınızı, örgünüzü, gazetenizi alın, yanında bir yerlerde oturun. Çocuk sizinle birlikte olduğunu hissetsin.
•    ‘Ödevin ne yapabilirim? Sen ne yapabilirsin’ diye sorabilirsiniz. Ama biz bunları özel hocalara bıraktık. Oysa özel hocalar para karşılığında ders veriyor; yürek vermek zorunda değil ki!
•    Çocuğunuzu dinleyin, ona kulak verin. Çocuk ‘anne’ diye sesleniyor, anne de daha dinlemeden ‘hayır dışarı çıkamazsın’ diyor. Oysa çocuk ‘eline sağlık yemek çok güzel olmuş’ diyecek ama bunu söylemesine fırsat kalmıyor.