O, küçük meselelerin insanı karamsarlık iklimine sürüklediği günümüzde hangi şartlarda olursa olsun hayata dair yapılabilecek bir şeyler olduğunu göstermesi açısından bizler için iyi bir örnek. Bursa Çocuk Gazetesi olarak bizler Yıldız’ın hikayesini dinledik. Onunla hayata dair düşüncelerini, yazarlık ve ressamlık serüveni üzerine konuştuk. Hikayeniz nasıl başladı?1998 yılında Sakarya Adapazarı’nda dünyaya geldim. 3 yaşına kadar Adapazarı’nda kaldıktan sonra ailemle birlikte İstanbul’da Bayrampaşa’ya taşındık. 8 yaşıma geldiğimde doktorlar tarafından kas hastalığı teşhisi konuldu. Ardından fizik ve yüzme tedavileri başladı. 2012 yılında ise kas hastalığımın belirgin bir tedavisinin olmadığını öğrendim. Bu arada eğitim hayatıma devam ediyordum. İlkokulu İstanbul’da okudum. Akrabalarımızın da ikamet ediyor olması dolayısıyla 2012 yılında Bursa’ya taşındık. 2013 yılında solunum yetmezliği hastalığına yakalandım. 2,5 ay yoğun bakımda kalmıştım. Bu durum benim için zorlu fakat bana umut etmeyi de öğreten bir hayatın kapılarını açtı.Bu zorlu süreçte hayata tutunmanızı sağlayan faktörler neydi?“Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz” derler. Bu süreçte bütün ailemin desteğini görsem de en fazla annemin desteğini yanımda hissettim. Annemle ağladım, annemle güldüm. Çocukluğumun ilk günlerinden beri ana kucağında umuda yelken açtım. Bunun yanı sıra inancımın getirdiği metanet duygusu da hayata tutunmamdaki etkenlerden birisidir. Her şeyin Allah’tan geldiğine olan inancım beni bugünlere taşıdı.Hayat sizin ne ifade ediyor?Umut etmek. İnsanın hayatta hangi durumda olursa olsun hiçbir zaman umudunu yitirmemesi düşüncesindeyim. Çünkü hayatta her ne olursa olsun küçük de olsa mutlu olunabilecek şeyler bulabiliyorsunuz. Yaşama tutkusu beni ilmek ilmek hayata bağlarken umut en büyük yol göstericim oldu. Günümüzde insanların en küçük meselelerden dahi ümitsizliğe düştüğü bir ortamda her zaman yapılabilecek bir şeyler olduğunu düşündüm.Yazarlığa ne zaman başladınız?İlkokuldayken şiir yazmaya başlamıştım. İlerleyen yıllarda hastalığımın da etkisiyle yazarlığa yöneldim. Bugüne kadar yaşadıklarımı, tedavi sürecimi kaleme almalıyım diye düşündüm. İnsanlara bu süreçte neler yaşadığımı anlatmalıydım. Bu sebeple hayatımdan yola çıkarak yazarlık serüvenime başladım.Genç bir yazar olarak yazarlık sizin için ne ifade ediyor?Yazarlık benim için bir tür kendini ifade biçimi. İnsanların yüreğinde biriktirdiği her şeyi kitaplarda oluşturduğu kahramanlar aracılığıyla dışavurumu. Bu noktadan bakınca yazarlık aslında bir tür otobiyografi gibi. kabul etseniz de etmesiniz de yazdıklarınızın her satırında sizin hayatınızdan izler taşır.Yazdıklarınızın ana temasını ne oluşturuyor?Hayatımın bütün aşamasında olduğu gibi yazarlığımında ana temasını umut oluşturuyor. Herkesin ümitsizlik zincirine kapıldığı günümüzde umut etmek en zor şey olsa gerek. Yazıya gönül vermiş biri olarak ben de elimden geldiğince insanların yüreğindeki umudu yeşertmek düşüncesindeyim.Bugüne kadar sizi en çok üzen ve sizi en çok sevindiren şey nedir?Bunu söylemek ne kadar doğru bilmiyorum ama en çok üzüldüğüm şey tekerli sandalyeye ilk kez oturduğum andır. En çok sevindiren şey ise teyze olduğumu öğrendiğim andır.Geriye dönüp baktığınızda hayata dair pişmanlık duyduğunuz bir şey oldu mu?Keşkelerim yoktur benim. Çünkü hayatım boyunca her ne yaşadıysam yaşamam gerektiği için yaşadığımı düşünmüşümdür. Bu sebeple hiçbir pişmanlığım olmadı.Yazarlığınızın dışında bir de ressamlığınız var. Bize biraz ressamlığınızdan bahseder misiniz?Dörtçelik Hastanesi’nde yoğun bakımda kaldığım 2,5 aylık süre içerisinde hastane öğretmenimin bana gösterdiği bir karikatürü çok beğenmiş ve hemen resmetmek istediğimi söyleyerek karikatürün resmini yapmıştım. Yaptığım resim çok beğenilince hastane öğretmenim resim konusundaki bu yeteneğimi ilerletmem konusunda bana telkinde bulundu. Sonrasında ise Zeki Müren Güzel Sanatlar Akademisi’nin desteğiyle resim konusunda kendimi geliştirerek sulu boya çalışmalarına imza attım. Yaptığım çalışmaları yine Zeki Müren Güzel Sanatlar Akademesi’nde sergiledim. Şimdi ise Uludağ Üniversitesi’nin desteğiyle yine Uludağ Üniversitesi’nde kısmetse 3.sergimi açacağım.Şuanki eğitim durumunuz ve geleceğe dair hedefleriniz nelerdir?Şuan, Açıköğretim’den lise eğitimimi tamamlamak ve daha sonra ise kısmet olursa üniversiteyi okuyarak çocuk psikoloğu olmak istiyorum. Bunun dışında yazarlık ve resim sanatı konusunda kendimi geliştirerek bu alanlarda ülkenin sayılı isimleri arasına girerek bütün hayatta istenildiğinde yapılamayacak hiçbir şey yoktur mesajını vermeyi arzuluyorum.Çocuklara ne mesaj vermek istersiniz?Onlara hayata umutla bakmalarını, hayatta inanıldığı ve bu inançla birlikte mücadele edildiği takdirde hayal edilen şeylerin gerçeğe dönüşmesinin mümkün olabileceğini unutmamalarını istiyorum. Ayrıca yaşadıkları her anın bir daha geri gelmeyeceği düşüncesiyle tadını çıkarmalılar. Bununla birlikte insanın yaşam boyunca sahip olabileceği en değerli şeylerin öncelikle sağlık, aile ve arkadaşlık olduğunu bilmelerini ve bu değerlere sıkı sıkıya bağlı kalmalarını diliyorum.
KÜLTÜR-SANAT
Yayınlanma: 20 Eylül 2015 - 14:29
Yazarlık, O'nun İçin Umuda Yolculuk Demek
Yıldız Yılmaz. O, zor geçen çocukluk yıllarına yüreğinde parıldayan umut ışığı sayesinde büyük başarılar sığdırmış çocuk yazarlarımızdan. Yazma ve resim yapma tutkusunun kendisini ilmek ilmek hayata bağladığını söylüyor Yıldız.
KÜLTÜR-SANAT
20 Eylül 2015 - 14:29









